okul bahçesinde babasının bacağına sarılmış çocuk. bahçede oynayan çocuklar ve öğretmenler, okul kapasında duran öğretmen
Duygular ve Davranışlar

ÇOCUĞUM OKULA ALIŞAMADI!

4 Kasım 2026
6 dakika

Haftalar sonra hala okula gidiş zor mu? “Çocuğum bu geçiş sürecinin nerelerinde zorlanıyor?”

Okul başladı, ilk günler zor geçiyor. Bunun geçici olacağı düşünülüyor; biraz zamana, biraz sabra ihtiyaç var, bu herkesin malumu… Ama haftalar geçiyor ve okula gidiş hala kolaylaşmıyor! Sabahları gitmek istemiyor, ayrılık uzuyor, bazen günün ilk saatleri neredeyse yalnızca bu ayrılığın ağırlığıyla geçiyor.

Tam da bu noktada herkesin sorduğu soru değişiyor: Bu çocuk neden hala okula alışamadı?

Hadi önce “alışmak” kelimesine biraz yakından bakalım. Çünkü bir çocuğun okula alışması yalnızca ağlamayı bırakması değildir. Bazen çocuk ağlamaz, hatta nereye çekseniz sizinle gelir ama hala orada değildir. Oyuna girmez, çevresine açılmaz, yetişkinle gerçek bir ilişki kurmaz. Bazen ise sabah ayrılırken ağlar ama birkaç dakika sonra öğretmenine yaklaşır, oyununa döner, merak eder, günün içine karışır. Bu iki çocuk aynı yaşta, aynı sınıfta ve benzer aile dinamiklerinden geliyor olabilirler; oysa içlerinde olup biten şey aynı değildir.

Oryantasyonun asıl meselesi, bir çocuğun okulun içinde yavaş yavaş güven duygusu kurabilmesidir. Bu güven duygusunun oluşması ise hayatında ilk kez karşılaştığı yetişkinlerle yani öğretmenleriyle bağ kurabilmesi halinde gerçekleşir. Evinden ayrışmaya başlayan bir çocuğun yeni girdiği okul ortamında uzun saatler geçirmeden önce bağ kurabilmiş ve duyguları, ihtiyaçları ve güvenlik algısı için bu okuldaki yeni yetişkinlere yaslanabilir olması minimum gerekliliktir. 

Okula alışmak, bir yandan da ayrılığı taşıyabilmektir. Küçük bir çocuk için okul yalnızca yeni bir bina değildir. Yeni yüzler, yeni sesler, yeni kokular, yeni ritimler, yeni kurallar vardır. Evde kendiliğinden bildiği dünya, bir anda yabancı bir düzene dönüşür.Ve bütün bunların ortasında temel bir soru belirir:Annem  ya da babam burada değilken ben burada güvende olabilir miyim?Çocuklar bu soruyu sorarlarken çoğu zaman bu kelimeleri kullanmazlar ama davranışları ile bize seslenirler. Bazen okula gitmek istemezler, bazen çok susarlar ve bazen çok öfkelenirler, bazen öğretmenin peşinden hiç ayrılmazlar ve bazen de bütün gün biraz kenarda kalırlar. 

Bu nedenle haftalar sonra hala süren bir oryantasyon zorluğunda esas mesele “Neden hala alışmadı?” değildir. Daha anlamlı soru şudur: Tam olarak nerede zorlanıyor? Ayrılıkta mı? Yeni bir yetişkine güvenmekte mi? Grubun içinde yer bulmakta mı? Günün ritmine dahil olmakta mı? Yoksa okul ona fazla hızlı/yavaş, fazla kalabalık/sakin ya da fazla yabancı mı geliyor? Yetişkin bu soruların cevaplarını buldukça güvenlik hissini doğuran bağı kurmaya giden yolda yapılacaklar açıklık kazanabilir. 

Öte yandan çocukların iç dünyası yetişkinlerin takvim hesabına göre çalışmaz. Yetişkin dünyası zamana çok inanır; üç hafta geçtiyse bir şeylerin değişmesi, bir ay olduysa artık meselenin çözülmesi beklenir. Ama çocukların iç dünyası takvimle ilerlemez. Bazı çocuklar yeni bir ilişkiye hızlıca girer. Bazıları uzun süre gözler. Bazıları önce mekanla ilişki kurar, sonra yetişkine yaklaşır. Bazıları ise aynı sabahı, aynı öğretmeni, aynı masayı, aynı şarkıyı tekrar tekrar deneyimledikçe gevşemeye başlar.

babasının yanındaki çocuğa büyük çınar yaparağı gösteren öğretmen. arka planda bahçede oynayan çocuklar ve öğretmenler

Bu noktada yuvanın çocuğa sabit bir ritm sunması oldukça önemlidir. Gün akışının aynı ritmde tekrarı, çocuğun dünyayı tanımasına yardım eder. Aynı karşılanma, aynı sırayla akan sabah, tanıdık bir öğretmen, bilinen bir şarkı, her gün tekrar eden küçük hareketler…

Bütün bunlar çocuk için görünmez bir çerçeve kurar, dünya bir anda biraz daha tahmin edilebilir olur. Ve tahmin edilebilir olan şey, çoğu zaman daha güvenlidir.

Çocukların okula alışmaları hakkında konuşurken bir başka önemli başlık onların ağlamalarıdır ve aslında ağlamak her zaman kötüye işaret değildir. Sabahları ağlamak tek başına okulda bir şeylerin yanlış olduğu anlamına gelmez. Ayrılık zor olabilir, sevilen bir yetişkinden ayrılmak istememek son derece anlaşılırdır. Burada önemli olan çocuğun ağlayıp ağlamaması değil, bu duygunun yanı sıra neler olduğunun anlaşılmasıdır. Çocuk görülüyor mu? Duygusu aceleyle kapatılmaya mı çalışılıyor? Yoksa bir yetişkin onun yanında kalabiliyor mu? Bazen “Üzülme” demek yerine “Annenin gitmesini istemedin” demek daha çok işe yarar. Bazen “Bak arkadaşların geldi” demek yerine yalnızca “biz buradan biraz izleyebiliriz birlikte” demek gerekir. Çünkü bazı duyguların çözülmeden önce görülmeye ihtiyacı vardır.

Oryantasyon aslında bir ilişki meselesidir. Küçük çocuk için güven soyut bir kavram değildir. Bir yüzdür, bir sestir, bir bakıştır, zorlandığında yanından ayrılmayan biridir.Bu nedenle bir çocuğun okula alışmasında öğretmeniyle kurduğu ilişki belirleyicidir.Öğretmenine yaklaşabiliyor mu, yardım isteyebiliyor mu ya da henüz yardım isteyemiyorsa da öğretmeni yardıma ihtiyaç duyduğunu fark edebiliyor mu, zorlandığında onun yanında yeniden sakinleşebiliyor mu ve sonra oyuna dönebiliyor mu?Bir çocuğun “alıştığını” anlamak için bazen ağlamasının bitmesini değil, ilişki kurmaya başlamasını beklemek gerekir.Çünkü çocuk çoğu zaman bir okula değil, bir insana güvenerek açılır.

Vedanın ağırlığı hakkında konuşmamız gereken bir başka önemli konudur. Okula başlamanın üzerinden haftalar geçtikçe veda da zorlaşabilir. Çocuk gitmek istemez, ayrılık uzar, yetişkin geri döner, bir kez daha sarılınır, biraz daha beklenir.Bütün bunların altında iyi bir niyet vardır: Çocuğun zorlanmasını azaltmak.Ama bazen uzayan vedalar ayrılığı kolaylaştırmak yerine daha belirsiz hale getirir.Çocuk için en düzenleyici şeylerden biri açıklıktır: “Şimdi gidiyorum. Şundan şundan sonra seni almaya geleceğim.”  Ve ardından gerçekten gitmek gerekir çünkü ebeveyn çocuk ilişkisindeki güven, her zaman çocuğun yanında kalmakla kurulmaz.Bazen güven, söylenen şeyin gerçekten olmasıyla kurulur.

Görseller Gemini ile ürettirilmiştir.

Iraz Toros Suman

iraz_editor

Uzman Psikolog